
Öykü
Bekar bir bok böceği kış uykusundan uyandığında aklında iki şey vardır. Hangisi daha çok vardır bilinmez ama iki şey vardır. Yemek ve eş.
Baharın gelmesiyle etrafa saçılan çiçek kokularına inat, kuzeyden gelen rüzgara eşlik eden kesif koku, reseptörlerini gıdıkladı. Gelen sinyallere bakılırsa menzil uzak değildi. Reseptörlere sadece koku sinyali gelmiyordu. Tabiat kokuyu sadece Şâkir’e göndermeyecek kadar cömert, rakipler Şâkir’e kıyacak kadar acımasızdı.
Antenin dışkıya değdiği ilk an “İşte bu!” dedi, “Maden bu!”. Karşısında hem kısa vadede karnını doyuracak hem de uzun vadede bir eş adayına sunmak için top yapabileceği bir maden vardı. Ama maden sadece onun önünde değildi. Tüm böcekler karnını doyurmak istiyor, tüm bekar böcekler bir eş adayına sunmak için yuvarlak ve kaliteli bir top yapmayı arzuluyordu. En az Şâkir kadar.
Karnı doyunca hemen işe koyuldu. Daha fazla böcek gelmeden madenin en kaliteli yerinden topun en yuvarlağını yapsam dedi. Belki bu sefer bir dişiyi etkileyebilirdi.
Ön bacaklarını birer kürek, arka bacaklarını ise itici lokomotif olarak kullanıyordu. Nihayet bir parçayı yerinden koparabilmiş ve sol arka ayağını sabitleyerek onu döndürmeye başlamıştı. İdeal bir top için madenin tam kıvamında olması gerekiyordu. Kuru olursa yuvarlanmaz, cıvık olursa yuvarlak duramazdı. Nemli topu sertleştirebilmek için hızlıca toprak bir yüzeye sürükledi. Var gücüyle topunu yuvarlıyor, eserinin etrafında kırılmaz bir kabuk oluşturuyordu. Tüm bu telaşın içinde sağ arka ayağında bir ağrı hissetti.
Acıyla arkasına döndüğünde kendisinden daha genç ama tecrübesiz bir rakiple karşı karşıya olduğunu fark etti. Acısını bir yana bırakıp rakibini tüm gücüyle tehlikeli bölgeden uzaklaştırmaya odaklandı. Hazıra konmak isteyen rakiple amansız bir mücadeleye kapılmıştı. Rakip, Şâkir’in müdafaası karşısında çaresiz kalıp geri çekilmişti.
Şâkir, muzaffer bir komutan edasıyla koşar adım eserine geri dönmek isterken acı gerçekle yüzleşti. Sağ arka ayağının ucundan kopan parça, düz gitmesine engel oluyordu.
Zikzak çizerek yeniden eserine ulaştı. Bir dişiyi ikna etmek için kullanabileceği eseri tam karşısında duruyordu ama küçük bir sorun vardı. Düz yürüyemezse hiçbir dişi dönüş yolunda ona eşlik etmek istemez, daha iyi böcekleri tercih ederlerdi. Küçük yüreğinde iyilik dolu bir senaryo yeşerdi. Düz gitmesi için dişi böcek kendisine yardım ederse bu sorunu aşabilirdi. “Allah’ın iyi böceği bitmedi ya!” dedi kendi kendine. Dayısından öğrenmişti, kurtlu buğdayın kör alıcısı olurmuş. Duruşunu düzeltti, kararı kesindi. Kalender bir dişi bok böceği arıyordu Şâkir. “Ayağımın bir parçasını kaybettiğim o muhteşem müdafaayı anlatırsam kesin ikna ederim.” diye düşündü. Bir ayağım eksik ama bir sor, neden? Sana bu topu daha güzel yapabilmek için.
Reseptörlerden gelen bilgiler az sonra etrafın kalabalıklaşacağını kulağına fısıldadı. Topunun üzerine çıktı. Üstünü başını silkeledi. Parlak görünmesi gerekiyordu. Hani derler ya, neticede satılık kumaştı. En asil göründüğü pozu seçti. Ön kollarını birleştirip kalan 3,5 ayağının üzerinde başını hafifçe yukarı kaldırdı. İşte böyle dedi. Kendini çok iyi hissediyordu çünkü kendi hikayesine inanmıştı. Eksik bacak boşuna eksik değildi. Koku reseptörlerinden çiftleşme çağrısı yapmak üzere süreci başlattı. Artık talipti. Resmen bir dişiye talipti.
Etrafa bakınmaya devam ederken içini kaplayan sızıya daha fazla kayıtsız kalamadı. Eksik yanıyla “tam” birinin hayatına yük olmak ruhuna ağır geliyordu. Kendisine doğru yönelen dişiyi görünce iyice panikledi. Yaklaşan dişinin eksiksiz ve mükemmel bir bok böceği aradığı gözlerinden belliydi.
Hikayesini anlatırsa ikna etme ihtimali vardı ama bu onun eksik olduğu gerçeğini değiştirmiyordu. Henüz o sabah kış uykusundan uyandığı anı düşündü. Evde bir dişi yoktu, bir topu da yoktu. Ama daha mutluydu. Şimdi en azından bir topum var dedi. Topu kışın azık olarak da kullanabilirdi.
Topun üzerinden usulca indi. Tercihini kimsenin hayatında var olmamaktan yana kullanacaktı. “Adıma yakışanı yapayım.” dedi. Şükretti. Başkasının kaderine musallat olmayacak iradeyi kendisine lütfeden Rabbine şükretti ve zikzaklar çizerek yuvasına doğru yola koyuldu.